Sobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2008 Salı

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK



Canım arkadaşım Bocuruk "Çocuk İstismarını Durdurun" isimli sloganlı yeni bir mim için beni sobelemiş.Açıkcası birkaç gündür keşke birileri de beni mimlese diye düşünüyordum.Hemen her yeni bebek sahibi olan blog arkadaşlarıma da yazdığım tek şey vardı"anne olduktan sonra sadece kendi çocuğuma değil bütün çocuklara karşı hassalaştım ve daha bir duygusal oldum."
Evet Ege'den sonra böyle bir hal aldım ağlayan,ezilen,horgörülen her çocuk canımı acıttı.
Hatta sizlere bu konuyla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.Belki sizlerde izlemişsinizdir.Bundan 5-6 yıl önce televizyonda hangi programdı adını hatırlamıyorum ama bir olayı canlandırma yapmışlardı.Bir çocuklu bir aile var ve anne hastalanıyor.Şehirdeki hastaneye yatırılıyor ve baba çaresiz kimsesi yok diye 5 yaşındaki oğlunu komşusuna bırakıyor.Gidip gelip çocuğunu ziyaret ediyor ve aileye para yardımı yapıyor.Çocuğun bırakıldığı ailenin hanımı da hamile.Çocukcağız altına kaçırmaya başlıyor.Anne yok,baba yok o psikoloji ile o kadar normal ki.Ama bunu anlamayan kadın çocuğu altını ıslattığı için önceleri dövüyor sonraları da cezalandırıyor ve su vermemeye başlıyor.Yavrum bir gece ev sahibi adam rakı içerken işi çıkıp odadan çıkınca rakının yanındaki sudan içiyor.Ve adam tarafından yakalanıyor.Öyle bir dayak yiyorki.Küçücük bedeni cansız düşüyor.Aradan birkaç gün geçiyor baba geliyor oğlu yok sizin köyden aldılar diyorlar baba oraya gidiyor buraya gidiyor yok yok...Sonunda durum anlaşılıyor.Ve yargılanıyorlar ama neye yarar küçücük bir can gidiyor.Çocuğun canlandırmalarında öyle bir su istiyordu öyle yalvarıyordu ki çok ağladım ve kendi kendime söz verdim oğlum su istediğinde hiç ama hiç geciktirmeyecektim.Ve hala da öyle yapıyorum.Sanki her sefer o miniği anıyorum..
Doctus Bilgi Güvenliği Formlarının başlattığı bu mim dalgası ile Çocuk İstismarının Durdurulması konusuna dikkat çekilmesi amaçlanmış olup bu mimin bir şartı daha var Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleriniz..
Ben ilkokul 1 sınıfdayken ,kardeşimin rahatsızlığı nedeniyle annemlerin sürekli Ankara'da hastanede olmalarından dolayı anneannemlerde kalmıştım.Ben 7, dayım da 19 yaşındaydı.Çocukluktaki şarkılarım olarak hayatım boyunca hatırladığım 2 şarkı dayımın pikabında çaldığı Melike Demirağ'ın Arkadaş ve Cem Karaca'nın Tamirci Çırağı şarkılarıydı.Dayımı çok sever ve ona çok özenirdim sanırım o nedenle bu şarkıların sözlerini hiç ama hiç unutmadım.Bu şarkılar şimdi bana ne mi hatırlatıyor.Dayımı...Çünkü onu 24 yaşında kaybettik.Küçük yaşımın büyük acısıydı.Herkes çok genç öldü derken bana kocaman adamdı gibi gelirdi.Meğer çok genç ölmüşsün dayıcığım.Nur içinde yat..Ben buraya bu hatırladığım şarkı sözlerinin yerine dayımın mezar taşında yazan kendi kısacık şiirini yazacağım umarım mimin formatını bozmam...
Doğumun tesadüf
Yaşamam mucize
Ölümüm gerçek

Ben de bu konuya bir anne olarak önem göstereceğini bildiğim arkadaşlarıdan Burcu'yu,yine aynı düşüncelerle Burçin'i,yine aynı sebeplerden dolayı Burçin'i ve sevgili Feyza'yı sobeliyorum.
Mim’in devam etmesi için Doctus’ta yayınlanan resmin yayınlanması, yazı içerisinde “Çocuk istismarını durdurun” ifadesinin geçmesi ve son olarak çocukken dinlediğiniz veya hatırladığınız ilk şarkıdan biraz bahsetmeniz gerekiyor.

8 Şubat 2008 Cuma

BİR SOBE VE NAZ


Canım Elvancığım beni sobelemiş.Bu seferki sobenin konusu "Nefesimi Kesecek Anlar".Aslında nefesimi kesen anlar genelde iş yerinde oluyor ama konu kesecek anlarsa, neler olabilir diye gerçekten çok düşündüm.
*Ege'min güzel bir üniversiteyi bitirirken yapılan diploma töreni(ben zaten onun yuvadaki gösterilerinde bile çok ağlardım.Kimbilir nasıl ağlarım)
*Ege'min düğünü (Gülboş annem görebilirmiyiz sence)
*Eşimle birlikte yaşlanınca yerleşmeyi düşündüğümüz Ayvalık'a taşınırken.
*Hayalimdeki kafeteryayı açtığım an nefesimi kesebilir.
*Milli piyangodan yılbaşı ikramiyesi kazandığımı öğrenirsem :))))
Şimdilik aklıma bunlar geliyor.Kimseyi sobelemiyorum sanırım cevaplamayan kalmadı.


Bu arada hem yazım resimsiz olmasın hemde Arça'dan bahsetmişken Naz'ı unutmamam gerekir diye bu fotoğrafları ekledim.Hani benim erkek kardeşimin minik kızı vardı ya..İşte o artık büyüdü.Halasının kuzusu oldu.Daha bir güzelleşti.Ama hiç poz vermeyi sevmiyor.Bu fotoğrafları çok zor çekmiştim.Üstteki fotoğrafta da Ege'ye kızmış sinirli sinirli bakarken yakaladım.

29 Aralık 2007 Cumartesi

EBELENMİŞİM SOBELENMİŞİM

Eveeeet beni de sevgili Burcu sobelemiş.Konu ne mi?Hakkımdaki 7 gerçek..Doğruyu yanlızca doğruyu söyleyeceğime söz veriyorum.
İnsanın kendisini anlatması zordur derler ya Hayııırrr kendini tanıyan iyisiyle kötüsüyle kendini eleştiren insan için zor değil bence.İşte ben de iyimle kötümle karşınızdayım...

1.En sevdiğim özelliğim.Çok ama çok iyimserimdir.Herkesi ,herşeyi anlayışla karşılarım.Önce kendimi o insanın yerine koyarım.Onun açısından düşünürüm.Hayattan aldığım dersler sinirlerime hakim olmayı öğretti bana.Rahmetli anneanneciğim bir lafı vardı.Bunu hayatım boyunca kendime ilke edindim.

"Hırs gelir göz kararır,hırs gider yüz kararır "
Asla insanlara kırıcı konuşmam hatta bazen kendim kırılsam bile.İnsanları kırmamak için bazen yalan söyleyebilirim.(biliyorum bu kötü bir huy ne yapayım açıksözlülükle patavatsızlığı birbirine karıştıran insanlardan değilim)İnsanlara çok çabuk güvenirim.Herşeyimi paylaşırım.Tekmeyi yiyince de " eeee çok çabuk güvendim ders olsun bana "derim.Ama hiçbir zaman ders olmaz yine aynı şekilde devam ederim....

2.Sıcak kanlı,esprili çok konuşan bir ikizlerim.Çevremde hep insanlar olmalı ,insansız yaşayamam ben.İnsan biriktiririm kısacası...Tanıdığım ortamlarda argo konuşmayı da severim.Yani hayatım boyunca öyle hanım hanımcık biri olamadım...
3.Aşırı hijyen merakım vardır.Ama gıda ürünlerine yani yediğimiz içtiğimiz şeylere karşı.Elmayı, salatalığı,domatesi tuzla ovarım.(Manyak dediğinizi duyuyorum ama üzerlerindeki kalıntılarını bu şekilde giderebiliyorum)Portakal ve limonu fırçalarım.Son kullanım tarihine bakma manyaklığım Ege'ye fena yansıdı.Bunun için Murat'la arasıra didişirim.
Amaaaaa bütün bunlara rağmen öyle çok derli toplu biri değilimdir.Yani dağınığımdır.Ama dağınıklık içinde de bir düzenim vardır.Aradığımı kendim koyduysam mutlaka bulurum.Kendi dolabımı toplamaya çok üşenirim ama Ege'nin dolabı hep düzgün olur. Ev işi yapmayı çok sevmem ama evim temiz olsun isterim.Üniversite yıllarımda hiç ev işi ve yemek yapmayı bilmediğim için canım ev arkadaşım Nuray'ı bunaltırdım.Yemek yapmayı ilk ondan öğrendim.Mutfak dolaplarını silmezsen pislendiğini,tuvaletleri birilerinin temizlemesi gerektiğini..(annem hiç iş yaptırmazdı da)Sonra da öğrendiklerim sayesinde Esinciğimle (Nuray'dan sonraki ev arkadaşım) gül gibi geçinip gittik.



4.Üniversite yıllarım çok hareketli geçti.Yani ağustos böceği misali saz çalıp türkü söyledim.Aşırı uçarı ve kaçarıydım.Çok gezdim çok eğlendim.Hayatı dolu dolu yaşadım.Hatalarımdan ders almayı bildim.Hayatım boyunca evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı hiç düşünmemiştim. Taaaa ki Murat'ı tanıyıncaya dek.Beni akıllandırmak için 5 yıl uğraştı canım benim.Hele Ege'yi doğurmaya karar vermem için ise 3 yılım geçti.

Ama şimdi sakinleştim duruldum.Üniversiteden beni tanıyanlar şimdi ki yaşantımı bilse şaşırırlar.Sevecen bir eş ve anne oldum.Ama 40 yaşıma adım atarken bile içimde ,boyum gibi büyümeyen bir çocuk var.Hanginiz çocuğunuzla oyun evlerinin içine sığıp oynayabiliyorsunuz yada sehpanın altına girip eğlenebiliyorsunuz :)))

5.Dinlediğim müzik biraz gariptir.Nana Mouskouri,Eva Cassidy,Kenny Rogers,Tracy Chapman,Barbra Straisend,Bülent Ortaçgil,Fikret Kızılok,Zülfü Livaneli ama illede Sezen..Ayrıca Yaşar Kurt'dan rock hatta Sagopa bile dinlerim.Yani karışık bir zevk halim var.Serviste işe gidip gelirken kitap okuyabiliyorum.Sinemayı çok seviyorum.
6.Üniversite yıllarımda çok sigara içerdim.Ege'den sonra bıraktım.Sonra iş stresiyle 3 ay içmeyip 1 hafta içtim. ay bırakıp 1 ay içtim.Şimdi ise Ağustostan bu yana içiyorum.Söz yeni yılda bırakacağım.
7.En önemlisi ise ben çok şanslıyım çoook.1,5 kg doğmuşum yaşamaz demişler,40 günlükken zehirli ishal olmuşum ölür demişler.Ama direnmişim.Sadece çok büyüyememişim.Boyum 1.40 cm olmuş.Ama aslanlar gibi 1,83 cm koca bulmuşum.Hemde çok çok iyi bir koca. Zeki,anlayışlı,sevecen,ince,düşünceli, yardımsever. Allahım bana doğurma yeteneği vermiş harika bir evlat doğurmuşum. Sadece eşimi değil onunla birlikte o güzel ailesini bulmuşum.Ve çok sevilen bir gelin olmuşum.Çok güzel bir hayat yaşamışım.Okuma fırsatını yakalamışım.iyi bir iş bulmuşum.Demiştim ya ben çok çok şanslıyım diye ,nefes alabiliyorum ya işte en büyük şans bu .Bu nedenle benim hayatımda kıskançlığa,komplekse,kibire,kaprise yer yok.Yani bunları aşmışım.

Ne çok yazdım değil mi?Ama beni azıcık da olsa tanımanıza yardımım olmuştur sanırım.....

BloğumunHayatımdaki Yeri:

1 - Blog yazmaya ilk defa ne zaman başladım ?
İlk olarak tesadüfen Gelincik Burcu'ya rastladım hergün bloğuna baktım.Onun ailesi ve arkadaşları benim de tanıdıklarım oldu.Ve Nisan 2007 de bloğumu açtım.

2 -Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum ?Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum ?
Hayııııııır tamamen içimden geldiği gibi yazıyorum.Benim için bir günlük bu blog.
3 - Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum ?
Ediyorum. Hem çalışıp hem etkinliklere yetişmek zor oluyor.Bazen yorumları sadece yayınlayıp daha sonra arkadaşlarıma dönebiliyorum.Fotoğraf makinem yüzünden gece çekim yapamıyorum.Cumartesileri çalışınca da pazar günü hangi işe yetişeceğimi şaşırıyorum.Ama hepsine değiyor...
4 - Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı ?
Bazen ama bu zorunluluğu kendim yaratıyorum.Haftada 1-2 ke birşeyler yayınlamazsam içim rahat etmiyor.
5 - Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim ?
Bu iş benim için çok zevkli.Bu zevki yaşadığım sürece devam edeceğim.
Bende şimdi Gönül'ü,Selen'i ve Ufuk'u sobeliyorum.

17 Eylül 2007 Pazartesi

SOBELENDİM


Sonunda ben de sobelendim.Sevgili Eda beni sobelemiş.Şu yeni başalayan severim oyunu için..

Ben de ailemi ve dostlarımı severim ama ben bizi etkileyen ve mutlu eden küçük sevgilerden bahsetmek istiyorum...


Severim



1.Yağmurdan sonra yayılan toprak kokusunu severim....Hatta mümkünse Yağmur sonrası bir yürüyüş yapmayı severim..

2.Yeni kesilmiş çimlerin kokusunu içime çekmeyi severim.Malum serde Ziraatçılık var...

3.Geceleri salıncağa uzanıp, balkonda kokusunu gece salan Melisa Çiçeklerimi koklayarak uyuklamayı severim.



Aslında o kadar çok şey varki yazmak istediğim.Üç şeyle beni kısıtlamak çok zor.. Ben YAŞAMAYI , İNSAN OLMAYI, NEFES ALMAYI SEVERİMMMM.....





Ben de Sevgili Bocuruğu, Sevgili Ayşe'yi ve Sevgili Esra'yı sobeliyorum.Herkese sevgiler...