27 Nisan 2008 Pazar

CAFE GUSTO 1 YAŞINDA


Eveeeet ne çabuk geçti bilmiyorum ama 27 Nisan'da bloğu açalı tam 1 yıl oldu.Blog hayatımın gelincik tarlası ile başladığını anlatmıştım daha önce.Hergün bloğuna bakar offf Burcu birşey eklemedin mi?diye kızardım.O benim arkadaşım çocukları da arkadaşımın çocukları olmuştu.Hiç tanımadan hiç bilmeden sevmiştim.Üstelik yorum da bırakmaz sadece okurdum.Birgün bende açacağım bir blog derdim.Ve nihayet geçen yıl bugün bloğumu açtım.Bu bloğu açarken de sadece yemek pasta tarifi vermeyi değil,okuyanlara kendimi ve hayat felsefemi de anlatmak istedim.Sıkıntımı sevincimi paylaşmak hem günlük hemde mutfağımın yer aldığı bir blog olmalıydı bu blog..
Sanırım başardımda birçoğunuzun dikkatini çektim.Mutluluğumla sevindiniz üzüntümle üzüldünüz.Güzel dostluklar kurmamıza sebep oldunuz...Hepinize ziyaretlerinizden ve yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederim...
Aşağıdaki pastayı yapalı çok oldu tarifi en kısa zamanda....

24 Nisan 2008 Perşembe

MANTAR SEVER MİSİNİZ?




Ben çok severim.Bu mantar taaa İzmir günlerimizden arşivde beklemekteydi.Ben de Murat'ın yokluğunda henüz öyle değişik lezzetler denemediğim için sizlerle bu tarifimi paylaşmak istedim.Bu aralar semizotu,bakla,pilav makarna falan yiyoruz.Pasta börek için ise haftasonunu beklemem gerekiyor.

O nedenle gelin size Gülben annemin mantarını tarif edeyim.

Malzemesi:
mantar
kaşar peyniri (ama biz İzmir tulumundan yaptık )
minik minik tereyağ

Hazırlanışı
Mantarları temizleyin.Yabancı kanallarda mantarı nemli bezle siliyorlar.Ama ben kabuğunu soyup yıkıyorum.Siz nasıl yaparsınız bilmem işte her yiğidin yoğurt yemesi farklıymış..
temizlenen mantarların içine minik minik tereyağı yerleştirin.Mantarları
önceden ısıtılmış fırına verin.Pişmesine doğru üzerlerine peynir ilave edin.Birazda peynir erisin..Afiyetle yiyinnnnn....

23 Nisan 2008 Çarşamba

23 NİSAN




SANKİ HER TARAFTA VAR BİR DÜĞÜN
ÇÜNKÜ EN ŞEREFLİ EN MUTLU GÜN
BUGÜN 23 NİSAN
HEP NEŞEYLE DOLUYOR İNSAN





ÇOCUKLUĞUM,KENDİ ÇOCUĞUM VE TÜM DÜNYA ÇOCUKLARI ADINA SANA TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİRİZ....

21 Nisan 2008 Pazartesi

PAZAR SÜRPRİZİ


Sevgili Burcu Samsun'a taşındığı günden bugüne bir türlü tanışamamıştık.Benim birtek pazar günüm tatil olduğu için ve o günü de ailecek geçirdiğimiz için Burcuyla tanışmamız hep aksamıştı.Ama Murat gidince pazar günlerimin boş olacağını söylemiştim.Bizde gidişinin 2.pazarı sonunda Burcu ile tanışabildik.



Burcucuğum son derece zarif görünümlü ve bir o kadar da ince düşünceli.Gelirken Ege'ye çok güzel ev şeklinde bir kutu getirmiş içini de mis gibi kurabiyelerle ile doldurmuş..İnan yemeye doyamadık fotoğraf çekene kadar kutudaki kurabiyeler azaldı.O nedenle bu kurabiyeyi mümkün olan en kısa zamanda deneyeceğim.
Burcu Kunterciği yanında getirmemişti.Benim de Ege'yi bırakacak yerim yoktu.Kaç saat oturduk bakmadım ama Ege her dakikasını burnumuzdan fitil fitil getirdi.Bütün cadolozluğumu ele alıp girişivermemek için kendimi zor tuttum.Babamız da yok ya iyice tuhaflaştı.Sabrediyorum anlayışlı olmaya çalışıyorum ama inanım sabrı fazlaca zorluyor.İşte Burcu da şahit..Hatta Ege'yi oyalamak için türlü yollara başvurdu yazık..


Burcu ile buluşmalarımızı daha sık tekrarlayacağız inşallah.Ben onu çok sevdim umarım o da beni sevmiştir.
Burcuuuuuu iltifatın için teşekkürleeeeeerr....

13 Nisan 2008 Pazar

CHOCOLATE CHİP COOKİES

DAMLA ÇİKOLATALI KURABİYE


Ege'nin beslenmesi yaptığım bu kurabiyeler,damla çikolatalı kurabiye sevenler için mükemmel bir lezzet..Ayrıca bir süredir bekleyen yulafım değerlenmiş oldu.

Malzemeler:
2 su bardağı un
Yarım su bardağı yulaf
1 tatlı kaşığı karbonat
1/2 tatli kaşığı tuz
115 gr tuzsuz yumuşak tereyağı
¾ su bardağı seker (ben esmer şekerim olmadığı için her iki şekeri birleştirdim)
¾ su bardağı kahverengi şeker
1 tatlı kaşığı vanilya
1 yumurta
1 su bardağı damla çikolata


Hazırlanışı:
Fırınınızı 180 derecede ısıtın.
Derin bir çırpma kabında yağ,şeker ,yumurta ve vanilyayı çırpalım. Ayrı bir kapta un,yulaf,tuz,kabartma tozu ve karbonatı eleyelim. İki karışımı birleştirip birkaç dakika daha çırpalım.Tane tane ayrılan bir hamur olacak korkmayın.En son çikolataları katıp tahta kaşık ile karıştıralım.Sonra elinizle biraz yoğurun.
Fırın tepsisine pişirme kağıdı serelim. İster elinizle şekillendirin isterseniz benim gibi düz bir zemine hafifçe bastırıp kalıp yardımı ile kesin yağlı kağıda yerlestirelim ve 13 dakika kadar pisirelim. Piştikten sonra fırından çıkartıp ılıklaşmasını bekleyin.

POPÜLER SAĞLIK VE ZEYTİNYAĞLI PORTAKALLI KEREVİZ






















Eşimi cumartesi günü gönderdik.Kısa dönem çabuk geçecek inşallah diyorum ve beni yanlız bırakmayan tüm dostlara teşekkür ediyorum..
Bu gönderiyi daha önceden hazırlamıştım ama yoğunluktan bir türlü yayınlayamamıştım.Biraz gecikmeli olarak yayınlıyorum...

Benim üçüncü,derginin 36.sayısı çıktı ama biliyorsunuz ki ben 3 aydır yazıyorum.4.sayıya da yazımı göndermiştim onu da daha sonra yayınlayacağım dergi yayınlanmadan tarif vermek istemedim..
Benden hem yiyeceklerin sağlığımız açısından faydaları hem de yemek tarifi istenince mecruben sebzeli tariflere yer veriyorum.
Geçen ayki tarifim zeytinyağlı kerevizdi doğru mevsimi geçti ama bu lezzeti bilmeyenler de keşfetsin istedim....Çünkü portakallı kereviz benim çok geç keşfettiğim ve yemeye doyamadığım bir lezzet oldu.


















Malzemeler:

2 adet orta boy kereviz
2 büyük havuç
2 orta boy patates
1 orta boy soğan
4-5 adet portakalın suyu
2 adet kesme şeker

Hazırlanışı:

Sebzeler yıkanır,soyulur ve kalın dilimler halinde doğranır.Soğan ve havuçlar bir fincan zeytinyağında hafif kavrulur.Patatesler eklenir, 2-3 dakika karıştırılır.Kereviz, portakal, şeker ve tuz katılır. Sebzelerin üstünü kapatacak kadar su eklenip çok kısık ateşte pişirilir.
İnce doğranmış maydanoz eklenerek, soğuk olarak servis yapılır.Hatta 1 gün buzdolabında beklerse daha lezzetli olur.Arzu ederseniz,daha yoğun bir kereviz tadı almak isterseniz, maydanoz yerine pişerken kendi yapraklarını ekleyip pişirebilirsiniz.

12 Nisan 2008 Cumartesi


Sensiz

ben yolumu bulamam

haykırmak istiyorum

konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum

konuşursam gözyaşlarım beni boğacak

biliyorum görüyorum duyuyorum

konuşamıyorum

11 Nisan 2008 Cuma

MERAK EDEN TÜM DOSTLARA

Eşimin askerliği kısa dönem ,Tekirdağ çıktı tüm arayan soran dostlara teşekkür ederim.
sevgiler...

7 Nisan 2008 Pazartesi

KALBURA BASTI



Sanırım bazı arkadaşlarım eşimin askere gittiğini zannetmişler o nedenle bir açıklama yapmak istedim.Murat'ın nereye gideceği kısa mı yoksa uzun dönem mi yapacağı henüz belli değil.En geç perşembe gününe kadar belli olacakmış ve cumartesi günü de gideceği yere teslim olmak zorundaymış.Yani en geç cuma günü gitmiş olacak.Hepinize verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ederim.Şimdi sizlere uzun uzun yazamayacağım hemen tarife geçiyorum..

Malzemeler

1 yumurta
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvı yağ
1 paket margarin (erimiş halde kullanılacak)
1 paket kabartma tozu
birkaç damla limon suyu
yeterince un
ceviz içi ( irice dövülmüş )



Şerbeti için
3 su bardağı şeker
2,5 su bardağı su
yarım limon suyu


Yapılışı

Hamur malzemelerinin hepsi karıştırılır ve yoğurulur daha sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alınır ve elle açılıp, içine iri ceviz taneleri konur ve tepsiye dizilir.Önceden 180-200 derece arası ısıtılmış fırına sürülür.
Kaynatılmış ve daha sonra biraz soğutularak ılıtılmış şerbetin içine atılır. Yeterince şerbeti içine çekince çıkarılıp tepsiye dizilir, istenilirse kalan şerbet üzerine dökülür, üzerine istenilirse hindistan cevizi de konulup servis edilir.
Afiyet olsun....

1 Nisan 2008 Salı

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK



Canım arkadaşım Bocuruk "Çocuk İstismarını Durdurun" isimli sloganlı yeni bir mim için beni sobelemiş.Açıkcası birkaç gündür keşke birileri de beni mimlese diye düşünüyordum.Hemen her yeni bebek sahibi olan blog arkadaşlarıma da yazdığım tek şey vardı"anne olduktan sonra sadece kendi çocuğuma değil bütün çocuklara karşı hassalaştım ve daha bir duygusal oldum."
Evet Ege'den sonra böyle bir hal aldım ağlayan,ezilen,horgörülen her çocuk canımı acıttı.
Hatta sizlere bu konuyla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.Belki sizlerde izlemişsinizdir.Bundan 5-6 yıl önce televizyonda hangi programdı adını hatırlamıyorum ama bir olayı canlandırma yapmışlardı.Bir çocuklu bir aile var ve anne hastalanıyor.Şehirdeki hastaneye yatırılıyor ve baba çaresiz kimsesi yok diye 5 yaşındaki oğlunu komşusuna bırakıyor.Gidip gelip çocuğunu ziyaret ediyor ve aileye para yardımı yapıyor.Çocuğun bırakıldığı ailenin hanımı da hamile.Çocukcağız altına kaçırmaya başlıyor.Anne yok,baba yok o psikoloji ile o kadar normal ki.Ama bunu anlamayan kadın çocuğu altını ıslattığı için önceleri dövüyor sonraları da cezalandırıyor ve su vermemeye başlıyor.Yavrum bir gece ev sahibi adam rakı içerken işi çıkıp odadan çıkınca rakının yanındaki sudan içiyor.Ve adam tarafından yakalanıyor.Öyle bir dayak yiyorki.Küçücük bedeni cansız düşüyor.Aradan birkaç gün geçiyor baba geliyor oğlu yok sizin köyden aldılar diyorlar baba oraya gidiyor buraya gidiyor yok yok...Sonunda durum anlaşılıyor.Ve yargılanıyorlar ama neye yarar küçücük bir can gidiyor.Çocuğun canlandırmalarında öyle bir su istiyordu öyle yalvarıyordu ki çok ağladım ve kendi kendime söz verdim oğlum su istediğinde hiç ama hiç geciktirmeyecektim.Ve hala da öyle yapıyorum.Sanki her sefer o miniği anıyorum..
Doctus Bilgi Güvenliği Formlarının başlattığı bu mim dalgası ile Çocuk İstismarının Durdurulması konusuna dikkat çekilmesi amaçlanmış olup bu mimin bir şartı daha var Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleriniz..
Ben ilkokul 1 sınıfdayken ,kardeşimin rahatsızlığı nedeniyle annemlerin sürekli Ankara'da hastanede olmalarından dolayı anneannemlerde kalmıştım.Ben 7, dayım da 19 yaşındaydı.Çocukluktaki şarkılarım olarak hayatım boyunca hatırladığım 2 şarkı dayımın pikabında çaldığı Melike Demirağ'ın Arkadaş ve Cem Karaca'nın Tamirci Çırağı şarkılarıydı.Dayımı çok sever ve ona çok özenirdim sanırım o nedenle bu şarkıların sözlerini hiç ama hiç unutmadım.Bu şarkılar şimdi bana ne mi hatırlatıyor.Dayımı...Çünkü onu 24 yaşında kaybettik.Küçük yaşımın büyük acısıydı.Herkes çok genç öldü derken bana kocaman adamdı gibi gelirdi.Meğer çok genç ölmüşsün dayıcığım.Nur içinde yat..Ben buraya bu hatırladığım şarkı sözlerinin yerine dayımın mezar taşında yazan kendi kısacık şiirini yazacağım umarım mimin formatını bozmam...
Doğumun tesadüf
Yaşamam mucize
Ölümüm gerçek

Ben de bu konuya bir anne olarak önem göstereceğini bildiğim arkadaşlarıdan Burcu'yu,yine aynı düşüncelerle Burçin'i,yine aynı sebeplerden dolayı Burçin'i ve sevgili Feyza'yı sobeliyorum.
Mim’in devam etmesi için Doctus’ta yayınlanan resmin yayınlanması, yazı içerisinde “Çocuk istismarını durdurun” ifadesinin geçmesi ve son olarak çocukken dinlediğiniz veya hatırladığınız ilk şarkıdan biraz bahsetmeniz gerekiyor.