31 Ağustos 2007 Cuma

ETKİNLİK LOGOSU

Arkadaşlarım etkinlik logosu görüntülenmiyordu.Yeni kod ekledik.Bunu kullanabilirsiniz.
sevgiler...

30 Ağustos 2007 Perşembe

İZMİR'DE BİR AŞK MASALI


Bu gerçek bir öyküdür.Başrollerini esas oğlan ve esas kızın paylaştığı;

Yıl 1993 özel radyoların en popüler olduğu ama esas kızın radyo dinleme alışkanlığının olmadığı zamanlar.İzmir'de Ege Üniversitesinde Yüksek lisans yapıyor ve 4 kız arkadaşıyla aynı evi paylaşıyorlar.Şubat tatili dolayısıyla Esas kız Samsun'a ailesinin yanına tatile gittiği sıralarda bizim diğer kızlar radyo dinlemeye başlıyor.Bunlar işi büyütüyor, radyolara da istek parçalar yollamaya başlıyorlar.

Bu arada diğer yanda Esas Oğlan 3 erkek arkadaşıyla Bornova'da oturuyor.
Üniversiteden sınıf arkadaşının vasıtasıyla radyoculukla tanışıyor.Ama radyoculuk bunun kanına öyle bir işliyor ki.Okula gitmeyip radyoda yatıp kalkmaya başlıyor.eee malum gece geç saatte biten programlardan sonra kim eve gidip ders çalışacak yada okulla gidecek.Radyo herşeyden önce geliyor.

Gelelim kız tarafına (kızlar hepinizin okuduğunuzu biliyorum)İstek parçalarından sonra arkadaşlık biraz daha ilerliyor."Bornova 'mı aaaaa bende orada oturuyorum ,Neee Çamkıran mı? Nasıl yani biz komşu oluyoruz "diyor Esas Oğlan ve bizim kızlarla tanışmaya karar veriyorlar.Ama bu dediklerim 1 gecede olmuyor tabii.Günden güne arkadaş oluyorlar.Üstelik hayatında hiç ama hiç böyle işler yapmamış olan ikisi bir sabah yeni arkadaşları ile tanışmaya gitmek için hazırlanıyorlar ve ...

Veeee esas kız Samsun'dan dönüyor.Arkadaşlarına nereye gittiklerini soruyor onlar da durumu anlatıyor."Allah Allah kızlar, saçmalamayın ya" falan deniyor ama kızlar "Hayırrrr çok güven verici bir ses tonu var.Uzaktan bakarız serseri falan sa hiç yaklaşmayız" diyorlar.Kısmet işte , kader ağlarını iki ters iki düz örerken bizim kızlarda onun şişlerini tutuyorlar.

Esas kız yorgun malum 16 saat yoldan geldi hiç bir yere gitmiyor.Onlar Ankara'dan o sabah gelen başka bir kızla evde kalıyor ve dinleniyorlar.Bizim ikili akşam üstü geliyor.Ve çok iyi çocuk çok efendi çok sevdik diyorlar.Derken yine her gece radyo dinleniyor istek şarkılar gönderiyorlar.Arada sırada Esas kız da şarkı istiyor.Ama ses tonu çok güzel olan Esas oğlan ona son derece mesafeli ve bir o kadar da soğuk konuşuyur.

Aradan birkaç hafta geçiyor.Ve o hafta sonu kızlar radyonun tanışma partisine davet ediliyorlar.İçlerinden en en sakini Esas kıza "sabah kahvaltıya çağıralım mı Esas oğlanı,sonra da onunla birlikte gideriz partiye diyor" Esas kız tamam gelsin diyor.Veee delikanlı o sabah gelip bir daha hiç gitmiyor.....

Esas kızın,Oğlana yaptığı işkenceler tam 5 yıl sürüyor.Bu 5 yılda Esas oğlan Mecnun misali çölleri aşıyor,Ferhat gibi dağları deliyor.Ama Esas kıza yaranamıyor.Ve birgün Esas kız bu deli Oğlanın hayatınadan hiç çıkmamasına karar veriyor.Sonunda 29 Ağustos.1998 de dünya evine giriyorlar.Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine ...Gökten üç elma düşmüş..:)))

sevgiler....

Haaa unutmadan bu radyo vasısıtasıyla tanışıp evlenen başka bir Esas Oğlanla-Kız daha var.Onların meyveleri olan Ece kız da burada

29 Ağustos 2007 Çarşamba

NİCE NİCE YILLARA

Bugün evlilik yıldönümümüz.9. yılımızı bitiriyoruz.Aslında 14 yılı sayılır.Ayrıntıları yarın anlatırım.Biraz meraklanın bakalım....

28 Ağustos 2007 Salı

ÇİKOLATALI FRANSIZ KEKİ


Bu kez karşınıza Portakal Ağacının bir tarifi ile çıktım.Bu keki pazar günü yaptım.Fotoğraf makinem gece güzel çekmediği için sabah gün ışığında görüntülerim dedim.Ama 2 gün üstüste sabah fotoğraf çekmeyi unuttum.Yine geceye kaldı.Pasta ilk gün çok daha güzel görünüyordu.Tabi 2 gün geçince çikolatalı sosu kurumaya başladı.Ama tadı yine de çok güzeldi.Bir de isterseniz üzerini mevsim meyveleriyle süsleyebilirsiniz.Denemenizi tavsiye ederim.Gelelim tarife:

malzemeler:
kek için malzemeler:
160 gr bitter çikolata
150 gr margarin
4 yumurta
2/3 su bardağı toz şeker
2/3 su bardağı çekilmiş ceviz
2/3 su bardağı un
1 paket vanilya
3/4 paket kabartma tozu

Sosu için
çikolatalı sos
1/2 litre süt
1 su bardağı çekilmiş ceviz


hazırlanışı:

150 gr margarini benmari usulü eritin. Eriyen margarine 160 gr bitter çikolatayı ekleyerek çikolatanın da benmari usulü erimesini sağlayın.Çikolatanız sıcakken bir kaba alın. 4 yumurtanın sarısını, toz şekeri ve cevizi ekleyip iyice çırpın. Unu ve vanilyayı ekleyip çırpmaya devam edin.
Diğer bir yandan kek kalıbını yağlı kağıdın üzerine oturtup bir daire çizin. Bu kağıdı kek kalıbının tabanın yerleştirin. kalıbın kenarlarını da fırça yardımıyla ayçiçek yağı ile yağlayın.
Ayrı bir kapta 4 yumurtanın beyazını çırpıp köpük haline getirin.Bunu kek karışımına yavaşça ekleyerek düşük hızda karıştırın. Karışıma kabartma tozunu ekleyerek aynı şekilde 1-2 kez daha karıştırın.Fırını 220C'ye getirin.Karışımı kalıba yayıp ısınan fırında 20 dakika pişirin.Kek pişerken paketin arkasına göre sosu hazırlayın. (bir paket çikolata sosu fazla gelebilir. bu yüzden bir paketten biraz az yapabilirsiniz.) pişen kekiniz de yeterince soğuyunca keki kalıptan çıkarıp bir tabağa ters çevirin. sos oda sıcaklığına gelince üzerine (kenarlardan akacak şekilde) ince bir tabaka halinde sosu yayın. üzerine çekilmiş ceviz serpip dilerseniz mevsim meyveleri ile süsleyin.

afiyet olsun

27 Ağustos 2007 Pazartesi

TUHAF GÜNLERİMDEN

Hani herkes yaz sıcaklarından mayıştı üzerlerine bir ağırlık çöktü falan ya.Yaz bitti havalar serinlemek üzere ve o rehavet bana ancak çöktü.Bugünler de hiç birşey yapmak istemiyorum.Elim kolum kalkmıyor.Sevdiğim izlediğim blogları bile takip edemiyorum.Ama artık kendime vakit ayırabiliyorum.(bakıcı buldum ya)Evde çok işim kalmıyor.Dün akşam 7 yıldan sonra ilk kez elime kitap alıp balkondaki salıncağa uzandım.Okudum okudum.O kadar mutlu oldum ki.Sonra uyuyakaldım orada.Elimi kolumu şişiren sivrisinekler uyandırdı beni.Üşümüşüm de ama olsun çok hoşuma gitti bu, üzerime bir şal aldım biraz daha oturdum.Sonra gidip yattım.Bir sersemlik bir huzur var bende.Yemek de yiyemiyorum.Murat kulaklarına inanamayacak, haaa Murat Ankara'ya gitti,belkide onun yokluğu mu beni sakinleştirdi kabuğuma çekilmeme mi sebep oldu ne !!! Neyse ne gidip biraz daha kitap okuyacağım.Hepinize iyi geceler....

26 Ağustos 2007 Pazar

ÇİKOLATALI KURABİYE "MACAROON"


Bu tarifi yaklaşık bir sene önce blogların birinden almıştım ama kimden hatırlamıyorum.Kim yapmışsa ellerine sağlık çok da güzel olmuş.Benim sık yaptığım bir kurabiye bu ama ancak yayınlayabildim.Çok güzel bir kurabiye dışı sert görünümlü ama yumuşacık bir kurabiye bu neyse gelelim tarife:

Malzemeler:
2 Buyuk Yumurtanın Beyazı
1/4 Cay Kasığı Tuz
1/2 Su Bardağı Esmer Şeker(esmer şeker kalmamış ben beyazdan yaptım)
160 gr Bitter Çikolata
1,5 Su Bardağı Hindistan Cevizi


Fırın tepsisini yağlı kağıt ile kaplayın.çikolatayı benmari usulu eritin
fırını 160 c ısıtın.
Bir kapta mikserle, yumurta beyazlarını tuz ile çırparak kar haline getirin.
Azar azar şekeri ekleyerek düşük hızdaçırpın.
Tahta bir kasikla; erimis, hafif sogumus cikolatayi azar azar dokerek karistirin,
Hindistan cevizini ekleyerek karıştırın.

Karışımdan bir tepeleme çorba kasığı alıp, 3 cm aralıklarla fırın tepsisine dizin.
160 c firinda 20 dk pisirin.
Soğuyana kadar tepside bırakın; sıcakken yumuşak olduklari icin dağılıyorlar.

25 Ağustos 2007 Cumartesi

HERKESE TEŞEKKÜR

Benim logo sorunum Neşe'nin kepek sorununu geçti :))(yurt dışında olanlar eski bir reklam bu)Tüm bloglar seferberlik ilan etti.Önce Melisacığım yardım etti sağolsun fakat fotoğrafta sorun yaşamamak için yeni bir foto aramada imdadıma Sevgili Tijen yetişti.Kendi arşivinden resimler gönderdi.Ben logoyu hazırladım,beceriksizim ya teknoloji konusunda resmin üzerine hayatımda yazı yazmamışım.eeeee bunu da Muzaffer bey sayesinde öğrendim.Fakat resmi büyüttükçe netlik kaybolduğu için son olarak Sevgili Zinnur el attı.Veeee son noktayı koydu.Burada hem emeği geçen herkese ayrıca adını yazamadığım kadar çok logo çalışan ve gönderen tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ederim
Bu sanal alem dostlukları sanal falan değilmiş bunu anladım.
Hepinizi çok çok seviyorum.
Eeeeee ne duruyorsunuz haydi mutfağa etkinlik başlıyoooooorr.

DEPREM DEĞİL BU SADECE SEL

Bugün sizlere Samsun'da yaşanan selden bahsetmek istiyorum.Sanırım medyadan çoğunuzun haberi olmuştur.Ama birde ben paylaşmak istedim 23 Temmuz gecesi başlayan sağanak yağmur sabaha karşı şiddetlendi.Saat 04:00 de yağmurun sesiyle uyandım.Sonra her yerin karanlık olduğunu farkettim.Hiç bir yerde elektrik yoktu ve gözyüzü bir aydınlanıp bir sönüyordu.Bu yaşıma geldim hiç böyle bir yağmur görmemiştim.Murat Ankara'daydı, gerçi o akşam babam bizdeydi ama yine de çok korktum.Evin her yerini dolaştım.Balkonlar su içinde yüzüyordu.Yapacak birşey yoktu.Tekrar yattım ama benim gibi rahat rahat yatamayan insanlar varmış ertesi sabah öğrendim.Çoğu işyerini ve evleri su basmıştı.Sevinç hanım da bunlardan biriydi başkalarına yardım ederken kendi evlerinin sular altında kaldığını çok geç farketmişler.Allahtan onlardaki zarar sadece halılardaydı.Ama iş yerindeki bir işçimiz bu kadar şanslı değildi.Evlerinden hiçbir şeyi kurtaramamışlar.40cm'e ulaşan çamur ve lağım suları evlerindeki herşeyi mahvettmiş kimini sürüklemiş.Daha bilmediğim kaç insan var kimbilir.Herkese çok çok geçmiş olsun diyorum.
Sabah 9 gibi işyerimin şubesine gitmem gerekiyordu ve selden haberim yoktu.Çünkü hala elektrikler yoktu.(şehire biraz uzakta oturuyoruz)Samsun merkeze indiğimde gözlerime inanamadım.Bir cadde artık yoktu.Bu resimleri cep telefonumla utanarak görüntüledim.O insanların yaşadıklarına hiçbirşey yapamazken durup resim çekmek çok kötüydü.Üstelik baktıkça gözlerim doldu.


Sel sularının sürüklediği bir araba taklalar atarak dükkanın camından içeri girmiş.Çok büyük zarar vardı.Allah yardımcısı olsun.



Bu da başka bir araba caddeden içeri giren.Asıl ben görmedim görenler anlattı 3 araba üstüsteymiş başka bir semtte.


Mal canın yongasıymış ya insanlar kurtarabildiklerini kapı önlerine atmışlar.


Dikkatinizi çektimi bilmiyorum dükkanlara merdiven dayamışlar.O denli aşağıya çökmüş asfalt.


23 Ağustos 2007 Perşembe

KUM ADAM HASTALANDI


Birkaç gündür birşeyler ekleyemedim.Çünkü bizim kum adam üşütmüş.Karın ağrısıyla başlayan kusma ile sonuçlanan bir rahatsızlık başladı.Ağrıdan iki kat olunca acile götürmek zorunda kaldık.Zira doktorumuz "apandist olabilir çocuk cerrahı görsün" dedi.
Acilde kan,idrar ve röntgen istediler.Röntgende bağırsaklar dolu çıkması nedeniyle film net değildi ve bu nedenle lavman yaptılar bebeğime.Ama nafile Ege'de tık yok.1 saat sonra ikinci lavmanda yapıldı.Banamısın demedi :))Doktor kan ve idrarın temiz olduğunu muhtemelen üşüttüğü için gaz sancısı olduğunu söyledi.İkiden fazla lavman yapamayacaklarını ve eve götürmemizi istedi.Dün o da biz de rahatladık :)))

Çocuk hastanesinin aciline ilk kez gittik.Ve onlarca bebiş ateşler içinde annelerinin kucaklarında kuzucuk gibi yatıyorlardı.Geceleri nasılda dolu oluyormuş acil servis.Allahım tüm çocukları korusun çaresiz hastalıklar vermesin.Hasta olanların da yardımcısı olsun.
Sevgilerimle...

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Ye#26 Aperatifler ve Mezeler

Bu ayın etkinliğine ev sahipliği yapıyorum.Ama ne yazıkki çok acemiyim.Birkaç arkadaşa logoyu nasıl bulacağımı ,resmin üzerine yazıları nasıl yazacağımı sordum ama kimseden cevap alamadım.Ben de şimdilik logosuz bir şekilde size etkinliğin konusunu duyurmak istedim.
Bir çok konu düşündüm sonunda herkesin farklı farklı şeyler yapabileceği "aperatifler ve mezeleri "uygun gördüm.Hem bu sıcak havalarda soğuk yiyecekler yapmak ve yemek güzel olacak diye düşündüm.Bu arada "Lütfen biri bana logo konusunda yardımcı olsunnnnn".Ben birşey uydurdum ama içime sinmedi. Ben logo bulana kadar sizler hazırlıklarınıza başlayın.Yaptığınız güzel yiyecekleri de Ye26.aperatiflervemezeler@gmail.com adresine Adınız ve bloğunuzun adı ile birlikte ve gönderebilirsiniz.Ben de 15 Eylül de bloğumda yayınlarım.Şimdiden kolay gelsin.

DOLAMA BÖREK

Bloğumu 1 haftadır güncelleyemedim.Bakıcı problemimi anlatmıştım.Bu arada birkaç bayanla görüştüm.Sonunda birini buldum yarın sabah başlıyor.Umarım memnun kalırız birbirimizden.

Bu arada evin işleri,gezmeler yoğun günler yaşadım.

Hele bu hafta sonum çok hareketli geçti.Bir arkadaşımın deniz kenarında kafeteryası var,kalacak yeri de müsaitti bu hafta sonumuzu orada geçirdik.Cumartesi akşamından gittik.Bizim için balık kızartmış çok da güzel bir salata yapmış.Bir güzel yedik gece 04:30 da yattık sabah 08:00 de kalktım.Deniz kenarında gezdim,oturdum sonra da akşama kadar denize girdik.Çok güzel bir hafta sonu oldu özellikle Ege için....Baksanıza kum adamıma.....

Bu arada blog sahibi olunurda eli boş gidilir mi?Çok ayıp.Tabi ki hemen fırının başına geçtim.Ege'ye deniz kenarında eline verip yedirebilecek bir şeyler yapmalıydım hemde diğer arkadaşlar da beğenmeliydi..Önce klasik yaz yemeği kızartma yaptım.Domates soslu Patates,biber,patlıcan.Fotoğrafını çekmeye gerek görmedim.Nasıl olsa herkes kızartma yapabilir.
Benim için klasikleşen poğaçaları yaptım.Yine sizlerinde bildiği şeftalili pastamı yaptım.En son da dolamalı börek.Adını şimdi uydurdum gerçek adı ne bilmiyorum.Neyse lafı uzatmayayım gelelim tarife...
Malzemeler
5 adet yufka
4 adet haşlanmış patates
100-150 gr kadar kıyma
1 adet ince ince doğranmış soğan
Tuz,karabiber
1 yumurta sarısı
çörekotu veya susam


Hazırlanışı:
Patateslerin kabuklarını soyup haşlayın.Haşlanan patatesleri ezin.Ayrı bir tavada soğanları sıvıyağda öldürün.Üzerine kıymayı ilave edin.Kavurun.Kavrulan kıymayı patateslere ekleyip iyice karıştırın.
Yufkaları ortadan ikiye bölün düz kısmına boyunca patatesli harcı serin kıvırmaya başlayın.Kıvırarak tüm yufkayı sarın sonra biraz burup tepsiye gül şeklinde sararak dizin.Her bir yufkayı aynı şekilde sarın.Üzerine yumurta sarısı sürün.Çörekotu ve susam ekleyin.Sen neden eklemedin derseniz, unuttum !!!!!!
200 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Afiyet olsun...


14 Ağustos 2007 Salı

SEVİNÇ 'İN SOFRASI

Bu haftasonu iş arkadaşımıza davetliydim.Bir masa hazırlamıştı ki sizlerde görün istedim.Hepsi birbirinden lezzetliydi. Sizler için hepsinin resmini çektim tabii yine sizler için hepsinin tadına baktım.Kendim için yaptıysam noolimm !! hepsi sizler için

Sarmısaklı yoğurtlu makarna


Çikolatalı Islak Kek

Bulgurlu Patatesli salata



Börek ,Yaprak Sarma ve Bisküvili pasta( onların resmini çekmeyi unutmuşum)


Yine börek



veeee cevizli üzümlü kurabiye, tarifini hemen veriyorum
CEVİZLİ ÜZÜMLÜ KURABİYE,
Hamuru için gerekli malzemeler:
100 gr margarin
Yarım su bardağı sıvıyağ
Yarım su bardağı yoğurt
1 pk kabartma tozu
4 kaşık şeker
1 yumurta
3-3,5 bardak kadar un (hamurun kıvamına göre ilave edilebilir )

İç malzemesi
1 su bardağı kıyılmış ceviz yada fındık
Yarım su bardağı kuru üzüm
1 kaşık margarin
Kuru üzümler çok az suda haşlanır .İyice haşlanan üzümlere 1 kaşık margarin,1 çorba kaşığı şeker eklenir.Biraz karıştırılıp üzerine cevizler eklenir 1-2 dakika sonra ocak kapatılır.
Hazırlanışı

Margarin ,sıvıyağ,yoğurt,şeker ve 1 yumurta bir kaba koyun hafifçe 1-2 defa malzemeler birbirine karışana kadar elle karıştırın.Un ve kabartma tozunu katın klasik yumuşaklıkta bir hamur yapın( hamura unu yedirdikten sonra çok fazla yoğurmamalı.
Hamuru 15 cm eninde açın içine iç malzemesini sürüp rolo yapın.cm eninde kesin.Önce yumurtaya oradan cevize batırıp önceden 170 derece de ısıtılmış fırına verin.30 dakika da kurabiyeniz hazır.
Afiyet olsun

BİR KAHVE MOLASI

Bu hafta sizlere yeni birşeyler hazırlayamadım.Murat İzmir Foça'ya Balıkavı.Net in düzenlediği ı organizasyona gitti.Cuma günüden bugüne kadar yoktu.Bu sabah geldi ama henüz görüşemedik.
Dolayısıyla evde babamız yoktu.Bazen anneanne de yemek yedik bazen de Nesrin'le geçiştirdik.Benim 7 yaşından beri tanıdığım bir arkadaşım Nesrin.Murat bir yerlere gittiği zaman sağolsun beni yanlız bırakmaz hiç .

Bu aralar bir sorunum var.Bakıcı....Ege bu yıl okula başlayacak ve öğlenci olacak.Dolayısıyle sabahları ona bakacak biri gerekliydi bana.Önce Etüd merkezlerine gider diye düşündüm ama sonra kıyamadım.Sabah sabah yollara düşecek akşamın köründe eve girecek.En güzeli eve birini alalım.Hem ev işlerine de yardımcı olur ve ben de rahatlamış olurum diye.Bir bayanla anlaştık ayın 13 de pazartesi günü başlarım dedi.Ve cuma akşamı telefon açıp çalışmaktan vazgeçtiğini torununa bakacağını söyledi.Torunu dediğime bakmayın yaşlı değil 40 yaşında.Biz onu sevmiştik ve Ege'yi de yuvadan almıştım nasıl olsa başlayacak diye.Olmayınca oğlum ortada kaldı.
Başka 2 hanımla daha görüştüm.Birisi sadece öğlene kadar bakacağını onun da ev kadını olduğunu ve kendi işleri olduğunu söyledi.Sanki bu boş zaman değerlendirme...Birisi bana da yarım gün iş verse çok mutlu olurum ama nerdeeee.Başka birisi inanılmaz sakin çıktı.Tam Ege'ye göre kukla yapıp oynatır.Onu yemem bunu isterim diye...Onu da ben istemedim.
Anneannemiz idare ediyor şimdilik ama onun sağlığı da çok iyi değil.Yani canım arkadaşlarım zordayım şu ara.Bana acil bakıcı lazım ama nasıl?


Bu arada geçenlerde yaptığım poğaçaları tekrar yaptım inanılmaz yumuşak oluyorlar.Sıcakken özellikle nefis.Pastaneyi aratmıyor.Ama bu kez biraz daha fazla un aldı.Acaba unun markasına göre değişir mi diye düşündürdü beni.Sadece ele yapışmayan ama çok yumuşak bir hamur oluyor.Un ilave etmeyi, şekil alacağı kıvamda bırakmak gerekiyor.

Ha unutuyordum az kalsın bu hafta sonu iş arkadaşımız Sevinç hanıma misafir olduk.Masasını görüntüledim ama henüz yayınlayamadım.Yayınlanınca görürsünüz çok güzel yiyecekler vardı.Offf hepsinden yedim valla...
Hoşçakalın...

Dipnot: Kahve fincanımın yanındaki kaşık çikolatalara dikkatinizi çekerim yani...

10 Ağustos 2007 Cuma

KREMALI İRMİK TATLISI



Tatlı yiyelim tatlı konuşalım dedim bu tatlıyı yaptım.Tam da bu yazıyı yayınlayacakken ev arkadaşım Esin vasıtasıyla 15 yıldır görmediğim İzmir'den üniversiteden arkadaşımız Nesrin'e ulaştım.Onunla sohbet ettik.Ne güzel oldu yıllar sonra tekrar karşılaşmamız.Bugün bana doping olur bu artık.Sağol Esin sağol Nesrin ikinizi de kocaman öpüyorum...Beni izlemeye devam edin anacıııımmmm.

Gelelim tarife öyle güzel bir şey olduki bu tatlı.Tarifi iş arkadaşım Sevinç hanımdan aldım.Yapımı ve malzemesi kolay ama bir o kadar da gösterişli bir tatlı oldu.Ege bayıldı.Haftada 2 gün bu tatlıdan yapacakmışım öyle istedi küçük beyimiz.Bu tarz yiyecekleri yemeyen bir çocuk için güzel bir gelişme...

Şerbeti için gerekli malzemeler:
2 bardak su
2 bardak şeker

Keki için malzemeler:
3 yumurta
3 kahve fincanı şeker
3 kahve fincanı yoğurt
3 kahve fincanı sıvıyağ
3 kahve fincanı Selva irmik
3 kahve fincanı un
kabartma tozu

kahverengi kısmı için:
kakao
fındık vaya ceviz
birkaç damla limon

Üzeri için
1 paket krem şanti
1,5 çay bardağı süt.
Hazırlanışı:
Şerbetini kaynatın ve soğumaya bırakın,malum biri sıcak diğeri soğuk mantığı...
Önce yumurtaları sonra şekeri ekleyip güzelce çırpın.Üzerine yoğurdu,sıvıyağı,irmik, un ve kabartma tozunu da ilave ederek biraz daha çırpın.Sonra biraz genişce bir fırın kabına aktarın 170 derece de önceden ısıtılmış fırında pişirin.Pişen tatlıya sıcakken şerbeti dökün.Bir kalıp yada çay bardağı yardımıyla sıcakken şekil verin.Şekillerden artan kısma kakao,limon ve ceviz yada fındık ekleyin.İyice karıştırın.Karışıma şekil verip önceden kestiğimiz yuvarlakların üzerine yerleştirin.Soğuduktan sonra krem şanti ile süsleyin.
Ben bu tarifi hazırlarken birkaç hata yaptım aman siz yapmayın diye onları da açıklayayım.
Benim kabım küçük geldi,tatlı da tahminimden çok kabardı dolayısıyla kapıpla çıkarmam zorlaştı.Parçalanınca da geri kalan malzemesi de çok arttı bende truff gibi süsledim.Yani biraz büyük bir kalıba koyun ki sonra çıkartırken zorlanmayın.
Afiyet olsun...
Teşekkürler Selva...


8 Ağustos 2007 Çarşamba

SUCUKLU SEBZELİ MAKARNA

Ekmek elden, makarnalar Selva'dan gelmişken ve de eve akşamın 20 sinde varıp, gecenin 23 ünde yarına yemek yapmam lazım diye düşünürke, bu makarnayı uydurdum. Evet ne var siz yemek uydurmaz mısınız? hiç.Şimdi evde sebzem vardı onu da Ege yemezdi.Et çözdürsem sabaha ancak çözülür. ( hala mikrodalga da çözme yapamıyorum çözerken pişiyo bende bu bakteri üretmiştir diye atıyorum tam bileniniz varsa yardım edin lütfen) İşte makarnamın öyküsü....Ya bu makarna varya harika bir yemek bence İtalya'da mı yaşasam ne? Ama bu kiloları zor veririm ben böyle giderse.

Bir de bu bloğu oluşturalı evde pasta börek olayı daha bir arttı.Hakkımızda hayırlısı.Blogtan vazgeçmem kilodan geçerim.Çünkü çok tatlı insanlarla tanıştım(sanal da olsa)Gelen yorumlarda inanılmaz mutlu oluyorum.Ben hepinizi çok sevdim.Sanırım sizde beni?????

Bu kadar muhabbetten sonra klasik oldu artık gelelim tarife:Bu arada aslında çok konuşkanımdır ama yazmak daha zor geliyor.Anlatmak istediğimin yarısını yazarken vazgeçiyorum.Tipik ikizler işte...

Malzemeler:
1 paket selva makarna(çeşidi farketmez)
1 adet küp küp doğranmış kabak
1 adet rendelenmiş havuç
2 adet ince ince doğranmış çarliston biber
1 küçücük küp küp doğranmış soğan
2 diş ince ince kıyılmış sarmısak
1 yemek kaşığı salça(domatesim kalmamış)
tuz,kekik,taze fesleğen(balkondan)
istenilen miktarda küçük küçük doğranmış sucuk


Hazırlanışı
Makarna bildiğimiz şekilde haşlanır süzülür onu da tarif etmeyeyim artık.Soğan,biber,havuç ve sarmısak birlikte zeytinyağında kavrulur.Pembeleşince içine salça ilave edilir.Kekik,fesleğen ve tuz ilave edilir.Ardından kabaklar ve sucuklar eklenir.Üzerine çıkacak kadar su konur.Kapağı kapatılıp pişmeye bırakılır.Kabaklar pişip suyunu da çekince.Makarna tenceresine alınır.Haşlanmış makarna üzerine dökülür.İyice karıştırılır.Ben fotoğrafı güzel çıksın diye karıştırmadan çektim.Sonra karıştırdım.Çok lezzetli oldu.Tavsiye ederim....


Afiyet şeker olsun...

5 Ağustos 2007 Pazar

Ye# 25 KAHVALTI

KUYMAK
Bu pazar kahvaltı da yine balkonumuzda keyif yaptık.Kahvaltının yanına kuymak da yaptım.Hem değişiklik olsun hem de Burak tatmadığı bir lezzeti tatsın istedim.Bu arada Ege' yi yumurta annecim bu diye kandırdım.Çok peynir tadı var dese de yine aynı yalanı kıvırdım."Bebeğim biliyorsun yumurtada da protein var o nedenle bazen aynı tadı verebiliyor"Yalancı bir anne oldum ama herşey onun için :)
Kahvaltı için hazırladığım bu hamurun tarifi de burada bulunmaktadır.Bu çocukların çok sevdiği bir lezzet ve çok kolay.Ama sıcakken yemezseniz soğuyunca aynı tadı vermiyor.

Reçellerimin tarifini zaten sizlerle önceden paylaşmıştım.Balkon keyfimizi de resimlemek istedim.

Gelelim Kuymağın tarifine;
Kuymak aslında Karadeniz yöresine ait özellikle Trabzon'a ait bir yemek diye biliyorum.Hatta oralarda özel Kuymak peyniri satılıyormuş.Ben normal telli kaşar (veya tel kaşar) kullanıyorum.Aslında normal kaşardan da yapılabilir diye düşünüyorum. Ayrıca bakır tavalarda pişiriliyor ama benim olmadığı için çelik kullandım.Ve tarifi kendi bildiğim şekilde yapıyorum başka türlü de yapılabiliyorsa affola...
Malzemeler:
400 gr Telli kaşar
3 yemek kaşığı mısır unu
1 bardak su
100 gr tereyağı (aslında ne kadar çok olursa o kadar güzel olurmuş.Ama ben genelde zeytinyağı kullanıyorum.Bugün tereyağlı yaptım.)
Hazırlanışı:
tereyağını tavada eritin.Mısır ununu ilave edip 2-3 dakika kavurun.Üzerine doğranmış tel peyniri (eriyip gideceği için küçük veya büyük istediğiniz şekilde doğrayabilirsiniz ) ilave edin.
Üzerine bir bardak suyu ilave edin.Tuzunu ekleyin.Bir iki kez karıştırın.Kapağını kapatın.Kaşar tamamen eridiğinde ocağı kapatın.(eğer tüm kaşar erimemişse arada bir karıştırabilirsiniz.)

Afiyet olsun.


2 Ağustos 2007 Perşembe

SELVA PAKETİM GELDİ

Bugün Selvanın hediye paketi elime ulaştı.Güzel bir sepetin içine hediyeleri yerleştirmişler. Önce Selva'ya sonra Sevgili Gül'e teşekkür ederim. Artık bize afiyetle yemek ve yediklerimizin yapılışını tarif etmek kalıyor.

1 Ağustos 2007 Çarşamba

PUZZLE

Belki kimse sormadı ama özel zevklerimi anlatmak istedim.Bu resimleri de 3 ay önce çekmiştim ışık yetersiz ve flaş parlama yapıyor ama olsun.Yayınlamak istedim
Puzzle yapmak benim yemek yapmaktan sonra gelen zevklerimden birisi.Tabi bu arada sabrımın sınırsızlığını da sizlere göstermiş oluyorum.Zira puzzle sabır işidir.İlmek ilmek örülür ya puzzle da parça parça yapılır.Bitişini görmek ayrı bir keyiftir.Ege doğana kadar çok puzzle yapmıştım ama doğduktan sonra sadece bir kez bir arkadaşıma yapabildim.Artık büyüdü yeniden başlayabilirim diyorum ama evde boş duvar kalmadı.O nedenle şimdilik bu sevdama ara vermiş durumdayım.


Şu altta görünen dünya haritası ; 2000 parça ve benim puzzle ile ilk tanışmam.İyi ki ilkmiş çünkü zamanla tek renk puzzle yapmanın zorluğunu anladım.Salonda konsolun üzerinde duruyor.
Salonum turuncu kahve ağırlıkta,o nedenle aşağıdaki turunculu kız renk açısından da salonumla çok uyum sağlıyor..Bu puzzle da 1500 parçadan oluşuyor.
Bu puzzle da 1500 parçadan oluşuyor.Mutfağımızda kanapenin üzerinde asılı duruyor.


Bu 2000 yılı saati ; saat 24 de doğan bebek var üzerinde.Yatak odamda asılı duruyor.


Bu şovalyeli puzzle da salonumda yer almaktadır.Bu puzzle'dan 3 arkadaşıma daha yaptım.Artık bunu ezberledim diyebiliriz.2000 parçadan oluşuyor.

Bu puzzle da hala çerçevelenmeyi bekleyen tam 3000 parçadan oluşan bir puzzle.Kolleksiyonumun en nadide parçalarından birisi olur kendileri.


işte benim puzzlelarım şimdilik bu kadar.